Bulunduğumuz ortam sayısız nesne ve olguyu deneyimimize sunmaktadır. Duyu organlarımız sayesinde çevresimizde olup bitenlerden haberdar oluruz. Duyu organlarımızın çevredeki her şeyi algılayıp işlemesi mümkün değildir. Fakat zihnimizde sürekli olarak bir şeyleri işliyoruz. Algıladıklarımızı nasıl işliyor ve nasıl öğreniyoruz? İşte bilişsel teori, bilgiyi algılamayı, işlemeyi, depolamayı ve hatırlamayı açıklamaya çalışmaktadır. Bu bağlamda bilgi-işleme (information processing) teorisi (Ericsson ve Kintskh; 1995, Atkinson ve Shiffrin; 1968, Craik ve Lockhart; 1972, Flavell ve ark.; 1993) öğrenme sürecini, çevreden uyarıcıyı algılama, kısa süreli bellekte işleme ve uzun süreli bellekte depolama olmak üzere üç aşamada incelemektedir.
Algı Kaydedici (Sensory Register) ve Kısa Süreli Bellek:
Bellek sisteminin ilk birimi olan algı kaydedici görme, işitme, dokunma, tat ve koku alma duyuları vasıtasıyla her an birçok bilgiye maruz kalır. Ancak bu bilgilerden çok azı bu almaç tarafından dikkate alınabilir. Dikkate alınan bilgiler de bu almaçta birkaç saniye süreyle kalabilir. Eğer bu kısa süre içinde dikkate alınan bilgiler işleme alınmazsa hızla kaybolurlar. Dikkate alınıp işleme sokulan bilgi ise bellek sisteminin ikinci birimine, yani kısa süreli (KS) belleğe aktarılır. Kısa süreli bellek birimi de bilgiyi çok kısa bir süre için tutabilir (yaklaşık 30 saniye kadar). Ayrıca kısa süreli bellekte tutulabilecek bilgi miktarı da oldukça sınırlıdır. Bilincimizde tuttuğumuz veya düşünülmekte olan bilgiler kısa süreli belleğe getirilir. Kısa süreli bellek almaçtan bilgi aldığı gibi, bellek sisteminin üçüncü ve son birimi olan uzun süreli bellekten de bilgi alır. Kısa süreli belleğe gelen bilgi, onu düşünmeyi ve maniple etmeyi bıraktığımız anda kısa süreli bellekten silinir. Kısa süreli bellek dışarıdan durmaksızın gelen bilgileri ve uzun süreli bellekten gelen bilgileri işlediği için aktif bellek olarak da bilinir. Aktif bellek bilgiyi süzgeçten geçirir, organize eder, bilginin mevcut bilgilerle bağlantısını kurar ve onu uzun süreli (US) belleğe depolanması için gönderir. Bilginin aktif bellekte bir süre kalabilmesi için onun bir şekilde tekrar edilmesi gerekir. Örneğin, bir arkadaşınızı arayacaksınız, telefon numarasını adres defterinden okuduktan sonra, telefonu çevirene kadar onu tekrar edersiniz. Numaranız kısa bir süre için de olsa kısa süreli bellekte korunmaktadır. Ancak bir bilgiyi ne kadar uzun süre aktif bellekte tutarsanız, o bilginin uzun süreli belleğe aktarılma olasılığı o kadar yüksek olur. Bu yüzden aktif bellekteki tekrar, öğrenme için son derece önemlidir. Bir o kadar önemli olan da bilginin aktif bellekteyken başka bilgi ve uyarıcılar tarafından itilmesi ve kaybedilmesidir. Dolayısıyla öğrenme ortamındaki uyarıcılar düzenli ve itina ile organize edilmelidir.
Uzun Süreli Bellek:
Bilgilerin uzun süreli (yıllarca) saklanması, bellek sisteminin bu biriminde olur. Uzun süreli belleğin sınırsız depolama kapasitesi olduğu tahmin edilmektedir. Çok büyük kapasitede olduğu için bilginin bu birimde kaybolması da mümkündür. Tulving (1993), uzun süreli belleği aşağıdaki gibi üç bölüme ayırmaktadır:
- Olgusal (episodic) bellek
- Anlamsal (semantic) bellek
- Yöntemsel (procedural) bellek
Olgusal Bellek:
Uzun süreli belleğin olgusal bellek bölümünde kişi bireysel deneyimlerinin bir resmini saklamaktadır. Burada, deneyimlerin nerede ve ne zaman olduğuna dair bilgiler organize edilerek saklanır (Martin, 1993). Örneğin birçok yetişkin çocukluğunda yaşadığı birçok olayı yer ve zaman gibi ayrıntılarıyla hatırlar. Bazen birkaç akşam önce ne yediğinizi hatırlamayabilirsiniz fakat üç yıl önceki bir dansı kiminle ve nerede yaptığınızı hatırlarsınız. Çünkü yer ve zamana ilişkin ipuçları belleğin bu bölümündeki bilgileri hatırlamanıza yardımcı olmaktadır. Olgulara ait birçok ipucu olmasına rağmen, bütün deneyimler uzun vadede hatırlanamaz. Bunun nedeni ise sonraki deneyimlerin öncekileri örtmesidir.
Yöntemsel Bellek:
Yöntemsel bellek bir şeyin nasıl yapılacağına ilişkin bilgileri içerir. Anlamsal bellek bir şeyin ne olduğuna yönelik bilgiyi tutarken, yöntemsel bellek bir şeyin nasıl olduğu veya yapıldığı konusundaki bilgiyle ilgilidir. Bu bellek türünün bilgiyi uyarıcı-tepki eşleşmesi olarak tuttuğu varsayılmaktadır. Örneğin, araç kullanmayı öğrenirken vites, direksiyon, pedallar ve ayna gibi mekanizmaların nasıl bütünselleştirilerek aracın yönlendirildiğini öğreniriz. Bu davranışı öğrendikten sonra, bir süre araç kullanmasak bile, araç kullanmaya tekrar başladığımızda mekanizmalarla yönlendirmeyi nasıl yapacağımızı kolaylıkla hatırlarız. Çünkü bu mekanizmalarla (uyarıcı) yönlendirme davranışını eşleştirerek bilgiyi depolamıştık.
Anlamsal Bellek:
Uzun süreli belleğin bu bölümünde bilginin kodlanıp depolanması olgusal bellektekinden farklı olmaktadır. Kavram ve kavramlar arası ilişkiler bir ağ dokusu şeklinde organize edilmektedir. Bu ağ organizasyonu Piaget’nin sözünü ettiği zihinsel örüntü(ler)den başka bir şey değildir (Anderson, 1985). Bu örüntü bir konunun ana hatlarının belirtildiği bir çizelge biçimindedir. Her bir kavram ve süreç için örüntü oluşturulmakta ve varolan örüntülerle ilişkilendirilmektedir. Anlamsal bellek içerisinde bilgiye ulaşmak kavram haritasındaki (örüntü) yolları takip ederek olmaktadır. Aynı bilgiye ulaşmak için birden fazla yoldan herhangi biri seçilebilmektedir. Anderson’a (1985) göre bir kavram ağındaki kavramlar arasında ne kadar çok bağ varsa, ilgili bilgilere ulaşmak da o kadar kolay olmaktadır. Çünkü bir bilgiye bir yoldan ulaşılamazsa diğerleri işe koşulabilir. Uzun süreli bellekte bilginin değil, ona ulaşılacak yolların kaybolduğu fikri de böylelikle daha iyi anlaşılmaktadır. Bir kavram ağı ne kadar iyi organize edilir ve anlamlı inşa edilirse, belleği de o denli güçlü kılar.
(bkz:
Eğitim Kuramları)