Bilişsel Esneklik Kuramı, Piaget’in Genetik Epistemoloji kuramının bilişsel gelişim kavramından yola çıkarak Ausubel’in Anlamlı Öğrenme kuramının, önceki ve yeni bilgiler arasında ilişki kurulması kavramlarını merkez alır. Ayrıca Salomon’un ortam ve öğrenme etkileşimi ile ilgili düşüncelerini ve Bruner’in bilişsel gelişim, buluş yoluyla öğrenme ve problem temelli öğrenme ile ilgili çalışmalarını temel alır (Kearsley, 2000; Willet, 2001).
Bilişsel Esneklik kuramı, iyi yapılandırılmamış bilgi alanları için tasarlanmıştır. İyi yapılandırılmamış bilgi alanlarının iki temel özelliği bulunmaktadır: (1) bilginin uygulanması gereken durumların karmaşık olması ve bir çok, geniş kavramsal yapıların eşzamanlı etkileşimlerini gerektirmesi ve (2) bu durumların benzerlikleri olsa bile birbirlerinden farklı, kısacası düzensiz olmalarıdır. Bu bilgi alanlarına örnek olarak tıp, tarih ve edebiyat verilebilir. Bunlardan tıp alanı ele alındığında; bir doktorun hastasına teşhis koyabilmesi için, sadece kendi branşını bilmesinin yeterli olmadığı bir gerçektir. Bununla birlikte diğer branşlar hakkında bilgi sahibi olması ve bu alanların birbirileri ile olan karmaşık ilişkilerini bilmesi gerekir. Bir doktor, her hastaya özgü belirtileri tespit eder ve o hastaya özgü teşhis yöntemlerini belirler. Görüldüğü gibi tıp alanı; farklı kavramların bir arada kullanılması ve örnek olaylarının düzensizlik içermesi nedeni ile iyi yapılandırılmamış bir bilgi alanıdır. İyi yapılandırılmış bilgi alanlarına (well-structured knowledge domain) örnek olarak ise mühendislik ve matematik verilebilir (Spiro, Feltovich, Jacobson ve Coulson, 1992).
Spiro ve arkadaşların iyi yapılandırılmış/yapılandırılmamış bilgi alanları için belirtikleri bu iki temel özellik dışında şu özellikler de verilebilir; iyi yapılandırılmış bilgi alanlarında bir problemin çözümüne belirlenmiş adımlar kullanılarak ulaşılır, kısacası bir algortima kullanılır ve her bir problemin bir tek sonucu vardır. Örneğin fizik ve matematik gibi iyi yapılandırılmış bilgi alanlarında benzer problemlere aynı adımlar veya algoritmalar kullanılarak benzer sonuçlara ulaşılır. Fakat iyi yapılandırılmamış bilgi alanlarında öğrencilere verilen bir problem ise bireyin daha esnek düşünmesini gerektirir ve sonuca bir algoritma kullanılarak ulaşılamaz bunun yerine sonuca ulaşmak için yapılması gereken işlemler keşfedilir ve bir problemin birden çok sonucu vardır. İyi yapılandırılmış bilgi alanları için tasarlanan materyal bir hiyerarşik düzen içerisinde olmakta; öğrencilerin bilgi ve becerilerini adım adım geliştirmelerini sağlamakta ve kolaydan zora doğru verilen görevler ile öğrenme organize edilmektedir. Öğrencinin her görev sonucunda ulaşacağı bilgi ve beceriler önceden belirlenmiştir. İyi yapılandırılmamış bilgi alanları için tasarlanan bir materyalin ise kesin bir hiyerarşik düzeni yoktur. Materyal ile çalışma sonucu öğrenciler, bilgi ve becerilere farklı yollardan ulaşarak farklı bilgi ve beceriler edinebilirler.
Bu kuramının ‘bilişsel’ kısmı, bilginin edinilmesi sırasında önceki bilgilerin bellekten çağrılması ile kendi içinde yapılandırılması, ‘esneklik’ kısmı ise öğrencilerin bu bilgiyi, farklı durumlarda esnek olarak kullanabilmelerini ifade etmektedir (Spiro vd., 1992). Spiro ve arkadaşları (1992), öğrencilerin “bilişsel esnekliği” kazanmaları gerektiğini düşünmektedirler. Bu durumda birey, bilgisi ve bilişini durumdan bağımsız olarak esnek yapabilmeli ve bu bilgiyi verilen içeriğe göre farklı yollardan transfer edebilmelidir. (Aktaran: Willett, 2001).
Spiro ve arkadaşlarının geliştirdiği Bilişsel Esneklik kuramı öğrenme ve öğretme süreçlerinin tasarımı için dört öneri getirmektedir (Kearsley, 2000):
1. Öğrenme etkinlikleri, içeriğin farklı gösterimlerini sağlamalıdır: Aynı materyalin içeriğinin farklı şekillerde düzenlenerek farklı amaçlar için öğrencinin konunun farklı noktalarını görebilmesi amacıyla incelenmesidir. İçeriğin tek bir bakış açısı ile incelenmesi öğrencinin bir çok önemli noktayı gözden kaçırmasına sebep olabilir. Aynı materyalin farklı amaçlar için tekrar incelenmesi öğrencinin zihinsel yapılarını tekrar tekrar organize etmesini gerektirmekte ve bu süreç, bilginin esnek olarak başka bir duruma uygulanmasına hazırlık yapılmasını sağlamaktadır.
2. Öğretim materyalleri içerik alanın aşırı basitleştirilmesini (oversimplifiying) engellemeli ve bağlama bağlı bilgi sağlamalıdır: Bir alana ait karmaşık ve düzensiz kavramların doğal yapısını öğrenciye göstermek yerine bunları basitleştirerek göstermek, sonradan değiştirilmesi zor olan yanlış kavramsallaştırmalara neden olmaktadır (Jacobson, 1991). Bundan kaçınmak için Bilişsel Esneklik kuramı, kavramlar arası ilişkilerin vurgulanması ve bu ilişkilerin gerçek hayatta öğrencinin karşılaşabileceği problemler düşünülerek, farklı şekillerde gösterilmesi gerektiğini belirtmektedir (Spiro et al., 1992).
3. Öğretim örnek olay temelli olmalı ve bilginin yapılandırılması üzerinde durmalıdır: İyi yapılandırılmamış bilgi alanlarında öğrencilerin ileri seviyede bilgi edinimlerinin sağlanması ve edindikleri bu bilgilerin farklı durumlara transfer edebilmeleri için örnek olaylar kullanılmaktadır. Fakat öğrencilerin alandaki farklı bakış açılarını görebilmeleri için tek bir örnek olay gösterilmesi yerine birden çok ve farklı örnek olaylar ile bu alanın farklı yönlerinin tanınması, öğrencilerin bilgiyi yapılandırmalarına yardımcı olmaktadır. Ayrıca bu farklı örnek olaylar üzerinde çalışırken öğrenciler, zihinsel yapılarını tekrar tekrar organize etmekte ve yeni durumlara bu bilgilerini transfer etmeye hazırlanmaktadırlar.
4. Bilgi kaynakları birbirlerinden ayrı olmamalı aksine birbiri ile yüksek derecede bağlantılı olmalıdır: Öğrencilerin örnek olaylar ile çalışırken veya problemlere çözüm getirmeye çalışırken istedikleri bilgiye anında ulaşabilmeleri ve ilgili bilgilerin bir arada olması gerekmektedir. Bu bilgilerin, kavramların arasındaki ilişkilerin öğrenciye gösterilmesi onun bilişsel yapısını nasıl düzenleyeceğine dair bir ipucu niteliği taşımaktadır. Bu da ancak uygun bir ortamın seçilmesi ile mümkün olmaktadır.
Öğrencilerin bilişsel süreçlerde esnek olmalarını sağlayacak bilişsel yapılara ulaşmaları diğer bir deyişle bilişsel açıdan esnek olmaları için esnek bir öğrenme ortamı gerekmektedir. Bu ortam, bilginin farklı yollardan farklı amaçlarla gösterilmesine ve öğrenilmesine izin vermelidir. Örneğin hiper metin ortamları, doğrusal olmayan yapıları ve aşağıda belirtilen diğer özellikleri ile esnek bir öğrenme ortamı sağlamaktadır. Spiro ve arkadaşları (1992) tarafından bilişsel esneklik kuramına dayalı olarak tasarlanan hiper metin ortamları ‘Bilişsel Esneklik Hiper Metinleri (Cognitive Flexibility Hypertext)’ olarak adlandırılmaktadır.
Şirin KARADENİZ
(bkz:
Eğitim Kuramları)