Emirganda Çay Saati Ana Sayfa

  1. çerağân sarayı'ndan büyükdere'ye
    üşümek sonbaharında eski çınarların
    uzadığı yerde gizlice akşamların
    başlayıp adetâ kendini dinlemeye
    kafeslerin ardında bol gözlü bir kadın
    ansızın giydirilmiş ipek ferâceye
    bir çay yalnızlığı emirgân'dan öteye
    değdikçe ısındığı yaldızlı bardağın
    nedîm'den yansıması tatyos efendi'ye
    tenhâ bir genç kız sesiyle hicazkâr'ın
    kuytularda çürüdüğü bağdadî yalıların
    yorgun sarmaşıklarıyla sarkmış bahçeye

    soğuk kuşlar gibi dağılır boğazda
    rüzgârın getirdiği donuk bir yağmur pusu
    istinye'de gemilerin karanlık uykusu
    kırık direkleriyle dalgın ve hasta
    birden içimi kaplayan ölüm korkusu
    selâm verilince meçhul bir namazda
    gâzâli'yse biraz mevlânâ biraz da
    kubbenin altındaki divan uğultusu
    'şeref' vapurundan en kirli beyazda
    yüzlerce harbiyeli sürgün yolcusu
    havada bir asılmış adam kokusu
    istanbul jöntürkleri hüzzâm bir yasta

    yankılarıyla telaşlı geceleri bir bebek'ten
    motorların taşıyıp o kadar bitiremediği
    en yılgın sonbahar benim gözlerimdeki
    çok daha dumanlı mütâreke günlerinden
    alaturka saat kaçta ikinci tömbeki
    miralay sadık bey'in nargilesinden
    dem çekip kumrular gibi sebilleri şenlendiren
    osmanlı sehpâların gölgesindeki
    emirgân'da acılaşmak koyu bir semâverden
    çaylar gibi kararıp kaç defalarca eski
    bir şiir üzüntüsüyle müseddes biçimindeki
    çoktan unutulmuş kilitli defterlerden


    Attila İlhan
    (panter , 2006-10-14 10:22:19)